" Ay'ı Keşfetmeye Gittik Ama Dünya'yı Fark Ettik "   

Masmavi dünyamız üzerinde yaşam savaşları ve aşklarla yaşayıp giderken, bu hayata değer biçemezken biz, bir gün ne oldu biliyor musunuz? 1968 yılında, Apollo 8 gezisinde astronotlar  “dünyalarına” baktı. Çıplak gözle, doğdukları yaşadıkları ve yaşatmaya çalıştıkları biricik dünyalarına. Masmavi küçük bir küre. Yıllardır gece gökyüzüne baktıklarında gördükleri ve iç çektikleri aydan o kadar farklıydı ki. Galaksinin bir gezegeniyle değil sanki kendi içlerinde gizli bir “yenidünya” ile karşılaşmışlardı. Bu olağanüstü yolculuk aynı zamanda muhteşem bir aydınlanmaya da sebep oldu, tam da atmosferden çıkarken.

Bilimsel veriler ve astronotların hisleri aynı şeyi söyledi ve aydınlanmaya sebep olan bu bilgi tüm gizemiyle hala herkesi etkilemeye devam ediyor. Genel Bakış Enstitüsü'nün kurucularından David Beaver bu his yoğunluğu ve yabancı duyarlılığa ise “Genel Bakış” adını verdi. Ardından da çalışmalarında ve makalelerinden şu sözleri çekip alabiliriz “aslen Ay’a gittiğimizde, toplam odağımız devam ediyordu. Ay'a baktığımızda, Dünya'ya bakmayı düşünmüyorduk. Ama şimdi bunu yaptık, bu, gitmemizin en önemli sebebi olabilir”. Yüz yıllık bir rüya yalnızca bu görüntünün sebebi olmasıyla bile yüceltilmeyi hak ediyordu. O masmavi mermer görüntüsü diye basitçe betimleyeceğimiz şey içerisinde yaşattığı tüm insanların en büyük bilinmezi ve hayaliydi. Bu bilgi ve görüntüyle karşı karşıya kalmak göründüğünden daha fazla bir aydınlanmaya ve fikirlere sebep olacaktı. Yepyeni ve çarpıcı bir öz-benlik keşfi…

 

 

Tıpkı bu keşif gibi bizim hikâyemiz de sınırları aşmamız, sınırları aşan şirketlere destek olmamızla başladı. Farkındalık ve inovasyon bilinciyle sadece kendimize değil, içinde bulunduğumuz sisteme ve gelişen iş kollarına da dışarıdan baktık. Yani “büyük resmi” gördük. Aynı zamanda şirketlerin güncel sektör içerisinde onlara sunduğumuz veriler sayesinde aydınlanmalarını ve “büyük resmi” görmelerini sağladık. Tıpkı 1968 yılında astronotları galaksi boşluğunda asılı tutan Apollo 8 gibi. Bu felsefenin bakış açısına kapıldık, onlarca müşteriden onlarca kez deneyimledik bu bakışın ve desteğin faydalarını. Şirketlerin sorgulamalarına, daha önce çalıştıkları sistemsel yazılımları değerlendirmelerine ve kendi keşiflerine sebep olduk. Firmalar aldıkları hizmetin değerinden fazla paralar harcıyordu ve verimsiz sonuçlar alıyorlardı. Zamanında gerçekleşen yersiz sektörel bölünmeyi minimalize ederek, şirketlerin bütünleşik bilgiye, güvenilir bir şekilde ulaşmasını sağladık. İş yapan firmalara daha fazla kayıp yaşamadan kar oranlarını arttıracak çözümler ürettik. Müşterilerimizin hem hizmeti satın alırken hem de kullanırken elde edeceklerini analitik verilerle gördüğümüzde ise bu işi yapmalıyız dedik. Bu bilişsel farkındalık bizim ve müşterilerimizin perspektifinde oldukça etkileyici olacaktı.

Sektörde ve alanımızda uzmanlığımızla bu sektör eleştirisini yapmak ve bu bakış açısını tüm müşterilerimize de kazandırmak tam anlamıyla bir devrim oldu. Ayrıca uzman ARGE departmanı ve teknik ekibimizle firmalara özgü çözümler üreterek verimlilik oranlarını da en üst seviyelere taşıyoruz. Tıpkı “Apollo 8” gibi...